22 Nisan 2018 Pazar

Seçimini yap: JPEG mi? RAW mı?

Cumhuriyet - Jedi
İmparatorluk - Sith



Tabii ki işin espri ve Star Wars'a gönderme konusunu köşeye alalım. Jpeg ve Raw birbirine düşman değil iki dost kayıt biçimi. Dilerseniz önce bu formatları tanıyalım. Çünkü bilmediğimiz konu hakkında yorum yapmamız sağlıklı olmaz:

JPEG Nedir?


Jpeg, adını bu standartı belirleyen komite olan ''Joint Photographic Experts Group'' (Birleşik Fotoğraf Uzmanları Grubu) dan almaktadır. Kesin anlamda Jpeg bir biçim değil, bir sıkıştırma algoritmaları ailesidir. Jpg ''Kayıplı'' bir sıkıştırma yöntemidir. Kullandığı algoritmalar, fotoğrafın insan gözü tarafından algılanışı bakımından daha az önemli düzenlemeyle birlikte veri kaybı meydana gelir. Bunun da en dikkat çeken etkisi, herhangi bir fotoğraf düzenleme programında fotoğraflarınıza ne kadar düzenleme yaparsanız, fotoğraflarınızın kalitesinde o kadar azalma meydana gelmesidir. Bunu bir örnekle açıklarsak: çektiğimiz bir fotoğraf, JPEG olarak kaydedilmeden önce ''White Balance'' uygulanır, ardından ''Sharpening'' (Keskinlik) ayarı uygulanır, benzer bir şekilde Kontrast uygulanır ve son olarak fotoğraf tanımladığımız ölçüde kayıplı olarak sıkıştırılarak bellekte saklanır.


RAW Nedir?


Raw, Bu format diğerine göre en makul ve en işe yarayan olanıdır. Dijital fotoğraf makineleri fotoğrafı gri ve tonları olarak çekip, Convertor entegresi ile renkleri verir ve elde edilen veri belleğe kayıt edilir. RAW'daysa çekilen fotoğraf daha sonra istenilen şekle sokulması için ham haliyle kayıt edilir. Diğer bir deyişle RAW, ''Dijital Fotoğrafların Negatifi'' olarak bilinir. Ham halinle saklanan veri bilgisayara aktarılıp gerekli programlar yardımıyla işlenebilmekte ve diğer formatlara çevrilebilmektedir. Dijital fotoğraf makinekerinin RAW formatında kaydedemez. Bu işlemi yeni ve gelişmiş makineler yapabilmektedir. Bu format kayıplı bir sıkıştırma olmadığından bellek üzerinde fazla yer tutar, Örneğin 16mp lik bir makinede RAW ile çekilen fotoğraf 15-17 mb'ı bulur. Kaydetmesi ve aktarması da buna oranla fazla zaman alır. Bu işten anlayan fotoğrafçılar daha sonra fotoğrafın üzerinde oynama yapabilmek için fotoğraflarını RAW formatıyla çekerler, Bu format sayesinde Yanlış pozlama nedeniyle oluşabilecek Renk, Işık gibi farklılıkların fotoğraf çekildikten sonra düzenlenmesi kolaylaşır. Bu format bize dijital anlamda ''Fotoğraf Banyosu'' olanağını tanır.

Yâni kısaca özetlemek gerekirse JPEG, üzerinde oynanan ve sıkıştırılan bir format. RAW ise, sıkıştırılmamış ve üzerinde oynanmamış ham şekilde kaydedilen bir format.


Peki ya ben hangi formatla kaydetmeliyim?

Bunun sorusu aslında çok basit. Eğer bilgisayar ortamında görüntüyü işlemek istiyorsanız, RAW şeklinde kaydedeceksiniz. Hayır ben uğraşamam diyorsanız JPEG uzantılı olarak kaydedeceksiniz. İsterseniz JPEG + RAW kayıt biçimini de kullanabilirsiniz. Fakat bunu rahat yapabilmeniz için Hangi SD Kartı Almalıyım? konumun içinde bundan bahsetmiştim. Kısaca söylemek gerekirse, yazma hızı yüksek kartlara ihtiyaç duyulur. Bir RAW fotoğrafı megapiksel'inebağlı olarak 18 mb, JPEG ise 6 mb desek, toplamda siz denklanşöre bastığınız an 24 mb'lık aynı fotoğraftan iki farklı format kaydedecektir. Standart bir sd kart sahibiyseniz ve bunlarında genellikle 15-25 mb/sn yazma hızları olduğundan, ekranda ''Kaydediliyor'' ya da ''Saving''' yazısını bekleyebilirsiniz. Eğer alanınız sokak fotoğrafçılığı ise kartınızın azizliğine uğramamanız gerek. 

Örnek olarak arkadaşlarınızla dışarıya çıktınız ve fotoğraf çekiyorsunuz/çekiniyorsunuz. Kendi fikrim bunun RAW formatıyla değil, JPEG formatıyla kaydedilmesidir. Makinelerin JPEG ayarları gayet yerindedir. Fakat zor şartlar altında çekim yapıyorsanız JPEG + RAW çekmeniz, sizin açınızdan daha kurtarıcı olacaktır. Tabii makinenizin megapiksel'ine göre dosya boyutu da artmaktadır. Bir süreden sonra depolama ihtiyacınız baş gösterecektir. Bunu da Fotoğrafları depolamak ve arşivleme konusu altında anlatmıştım. (Üzerine tıklayacak konuya ulaşabilirsiniz)


Avantajları ve Dezavantajları:


Avantaj: RAW dosyalar JPEG dosyalara göre bir miktar büyük oluyorlar sıkıştırılmadığından dolayı.

Avantaj: JPEG dosyalar kameranız tarafından kaydedilirken kameranızdaki ayarlara göre keskinlik, kontrast, doygunluk ve beyaz ayarları ile bir miktar sıkıştırılıp kaydedilir. RAW dosyalar ise fotoğrafın çekildiği andaki gibidir. Daha sonra bu dosyayı fotoğraf işleme programlarıyla açarak müdahale olanağı bulunursunuz.

Avantaj: RAW çekimlerinizde beyaz ayarının (white balance) hatalı olması bir şey ifade etmez. RAW işleme menüsünde beyaz ayarını kendiniz tekrar yapabilirsiniz.

Avantaj: RAW çekimlerde 1 stop kadar (yani 1 pozlama değeri kadar) pozlama telafilerinde sorun çıkmaz. Kısacası fotoğraf işleme programları ile yaptığınız parlaklık ayarları fotoğrafın kalitesine etki ederken RAW işleme de 1 stop (hatta kimisine göre 2 stop) telafi şansınız olur.

Avantaj: Bir kısmı bir miktar karanlık, bir kısmı bir miktar aydınlık fotoğraflarınızı 2 ayrı fotoğraf olarak kaydetme ve daha sonra üst üste ekleyerek çalışma ihtimaliniz ve fotoğrafa müdahale ihtimaliniz vardır.

Avantaj: RAW fotoğraflar Adobe Camera Raw ile işlenirken yaklaşık 2.5 kat büyüme olanağı verir. Yâni 10 megapiksellik fotoğrafı, 25 megapiksele sorunsuz şekilde büyütülebilir.

Avantaj: RAW dosyasını hiçbir şekilde değiştiremezsiniz. Yaptığınız işlemler aynı dosya adı ile xmp uzantılı başka bir dosyaya kaydedilir. Yâni yanlışlıkla fotoğrafı kaybetme olanağınız yoktur. Ayrıca hukuki bir durumda fotoğrafın size ait olduğunu ispatlamanın en kolay yolu elinizde fotoğrafın Raw, yâni ham halinin bulunmasıdır. Raw dosya formatını fotoğrafın negatifi, Jpeg', ise baskı gibi düşünebiliriz.

Dezavantaj: Dosyaların büyük olması daha iyi bilgisayara sahip olmanız gerektiği anlamına gelir. Çünkü büyük dosyaları işlerken bilgisayarınız ister istemez daha yavaş işlem yapacaktır.

Dezavantaj: Hafıza kartınız Jpeg çektiğiniz fotoğrafların yarısı kadar fotoğraf alacağı için yedek hafıza kartlarına ihtiyacınız muhtemelen olacaktır. Bunun yanısıra bilgisayarınızda da çok yer kaplayacağı için yedek bir harici disk ihtiyacı ortaya çıkacaktır.

Dezavantaj: Seri çekimlerde Raw fotoğraflar büyük boyutlarından dolayı önbellekte fazladan yer kaplayıp uzun kayıt süresi gerektirir. Yâni deklanşöre basmanıza rağmen makineniz size ''kaydediliyor'' uyarısı verip kareyi kaçırmanıza sebep verebilir.






18 Nisan 2018 Çarşamba

Fotoğrafları depolamak ve arşivlemek

Konunun başlığı ne kadar Fotoğrafları depolamak ve yedeklemek olsa da, aslında dijital ortamda ki her şeyi depolamanın ve yedeklemenin içine giriyor. İlk başlarda depolama o kadar da önemli bir konu değilmiş gibi gelebilir. Makinenizin hafıza kartını 32/64/128 gb da alabilirsiniz. Ama günün birinde bu kartlar da dolacak ve kullandığınız bilgisayara aktarmaya başlayacaksınız. Bazı fotoğraflarınız gerçekten çok özel olacak. Mânevi değeri olanları bir kaç yere yedekleyeceksiniz. Hâl böyleyken, sağa sola yedeklediğiniz dosyalarınızı bir süreden sonra bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Bunun yerine size depolama seçeneklerini sunup, nasıl çalıştıklarını, artısı ve eksisini yazmaya çalışacağım. Bir kaç marka yerine, bu sektörde ki depolama alanında çalışma gösteren markaları size sunacağım. En son kararı siz belirleyeceksiniz elbet.

Taşınabilir Disk (portable external hard drive)

Kullandığınız bilgisayarın depolamasını kayda değer şekilde doldurduktan sonra ilk akla gelen taşınabilir diskler oluyor. Depolama da öncü üç şirket var:

Seagate
WD Elemets
Toshiba

Genellikle 1 TB depolamaya sahip olan taşınabilir disklerin fiyatı 190 - 240 TL arasında gelip gidebiliyor. Kampanyalar ile uygun fiyata sahip olabiliyorsunuz. Bu ürünler 2.5 İnç büyüklüğünde olduklarından elektriği Usb girişinden alıyorlar. Masaüstü bilgisayarın diskleri ise 3.5 İnç olmakla beraber elektriğe de ihtiyaç duyuyorlar. Bazı taşınabilir disk kategorisine giren 3.5 İnç olan hard diskler de var. Fakat taşınabilir olmasının en büyük özelliği sadece bir kabloyla hem elektrik hemde veri aktarımına sahip olmamızdır.

Taşınabilir disk alırken nelere dikkat etmeliyim?

Öncelikle ne kadar depolamaya ihtiyacın olduğu konusunda bir karar vermelisin. Genellikle çoğu insanın seçtiği 1 TB lık modelleri seçebilirsin. Fakat bir süreden sonra bu da sana yetmeyecektir. Depolama ürünlerinde genellikle bir kaç gb eksiltili geliyor. Yâni aldığın 1 TB lık bir ürün sana 960 gb gelir.

Hız, günümüzde kayda değer bir konu artık. Hard disk alırken kesinlikle USB 3.0 alınmalıdır. Bu diskler genellikle 80 - 140 mb/sn arasında bir yazma hızına ulaşmaktadır. USB 2.0 da ise yarıdan daha az bir şekilde aktarım yapmaktadır. Okuma hızı her zaman yazma hızından daha yüksektir.

Kararını verdikten sonra önüne hangi marka hard disk almalıyım sorusu gelecek. Yukarıda adlarını verdiğim markadan bir tanesini seçebilirsin. Ya da Sony, LaCie, Adata, Maxon gibi markaları da göz önünde bulundurabilirsin.

Fakat bilmen gereken bir konu daha var ki, bu da eğer LaCie marka bir disk aldığında yürük oranda Seagate almış olman. Çünkü Seagate, 2012 yılında LaCie'in %64.5 hissesini satın aldı. İnternette araştırma yaptıktan sonra bir kaç disk açılışı videosu izledim ve seninle de paylaşmak isterim.


Görüldüğü üzere LaCie marka bir disk aldığında aslında büyük oranda Seagate almış oluyorsun. LaCie, Fransız menşeii bir şirket. Hâlâ kendi teknolojilerini de kullanıyor. Fakat biraz daha ''Tek Pazar'' düzende ilerledikleri için, belli başlı firmalarla ortak olup, ya da satın alıp, piyasanın hâkimi olmak istiyorlar. Başka bir konu başlığında depolama sektöründe ilerleyen firmaları daha yakından tanıyacağız. 

Bence en önemli soruda, bu diskleri yanımda mı taşıyacağım? Olacaktır. Eğer her gittiğin yere alacağın diski götüreceksen, sarsıntıya ve daha sağlam kasa yapısı bulunan diskleri tercih etmen. Genellikle şirketler en baz versiyonu bulunan disklere sarsıntı engelleyici, bir yere darbe aldığında elektrik kesilmesini sağlayan sensörler koymazlar. Hâliyle ne kadar çok özellik, o kadar çok para anlamına geliyor. Sadece evde işlerini halledip, yedeğini alıp, arşivlemekse istediğin o zaman bu özelliği varsaymayız ve en baz versiyonunu tercih edersin. Fakat sadece evde de olsa ne olur ne olmaz diyerek bu özelliklere sahip olan bir hard disk satın alman daha akıllıca olacaktır. 

Benim tercihim ise: 2 TB büyüklüğünde bir disk almak daha akıllıca olacaktır. Seagate, büyük oranda müşteri memnuniyetinin az olduğu bir firma. Haftalarca yaptığım araştırmalar sonucunda en çok dert yanan insanlar Seagate kullanıyorlardı. İçlerinden elbette senelerce kullananlarda var fakat bu gerçeği yadsıyamayız. 
Fakat şöyle bir durum da var. Seagate disklerinin içinden Samsung ürünleri çıkmaktadır. Samsung'un depolama alanında da saygı değer bir yeri vardır. Fakat ülkemizde daha çok SSD ve Mikro SD olmak üzere ürünleri bulunmaktadır.


WD elements ise çok tercih edilen ve Seagate nazarında daha az problem çıkartan bir disk firması.

Toshiba ise diğer iki firmadan daha az insanları üzen bir firma. Toshiba'nın depolama alanında saygın bir yeri vardır. Belli etmeliyim ki marka takıntım yoktur. Bu yüzden her firmaya objektif şekilde yaklaşırım. Toshiba da kendi ürettiği diskleri kullanır. 



Toparlamak gerekirse, teknoloji biraz şans işidir. Seagate'i senelerce kullanıp, Toshiba'yı üç ay sonra çalışmaz halde bulabilirsin. Fakat kullanıcı yorumları, incelemer, bunlar yadsınmayacak bilgilerdir. Ne kadar taşınabilir disk olsalar da, sarsıntıya, çarpmalara ve düşmelere karşı çok hassaslardır. Minimum şekilde yanına alıp, genelde arşiv için kullanmak daha akıllıca olacaktır.


HDD - Sabit Disk (hard disk drive)

 Bilgisayarların depolamasını üstlenen disklerdir. Öncelikle nasıl çalıştıklarını ve bir kaç teknik bilgi verdikten sonra konuya gireceğim. Öncelikle diskin içeriğine bir göz atalım:


Hard Disk (HDD) Nasıl Çalışır ? 

Bütün hard diskler temelde aynı yapıdadır. Bir hard disk en basit haliyle şu parçalardan oluşur: Bilgilerin manyetik olarak depolandığı bir veya daha fazla sayıda plaka (platter), okuma yazma kafaları, plakalarla okuma yazma kafalarının hareketini sağlayan motorlar ve diskin kontrolünden sorumlu devreleri üzerinde barındıran kontrol kartı.

RPM nedir? 
Hard disklerin yanında yer alan bu değerin açıklaması: sabit bir eksende, 1 dakika içerisinde gerçekleştirilen dönüş/devir sayısına denir. 5400 RPM ile 7200 RPM arasında dönüş farkı, yâni HIZ farkı vardır.

Cache nedir?
En son yaptığınız işlemleri değerlendirerek bir sonraki yapacağınız işlemi tahmin edip bu bilgileri tutan L2 adında işlemci çekirdeğine gömülü iki adet statik Ram den oluşur. Yani kısacası 30 saniye de açılan bir programa sürekli girdiğinizde bunu anlayıp, bir sonra ki açılışında hazırda tuttuğu için 10 saniye de açma yani ön belleğe (öncelik vermesi) almasıdır.

Genellikle depolama alanı arttığında plaka sayısı da artar. 1 TB / 1 plaka - 4 TB / 4 plaka şeklinde.

Hard diskin açılış videosunu da aşağıya yerleştiriyorum.



Az çok sabit bir diskin çalışma prensibini anladık. Şimdi esas konumuza geçelim;
Taşınabilir hard disk haricinde 3.5 İnçlik bu diski de taşınabilir yapabiliriz. En güzel kısmı ise istediğiniz marka ve istediğiniz büyüklükte kişileştirmenizdir. Tabii ki bu sefer tek kabloyla değil, adaptör kablosu da işin içine girmektedir. Bahsettiğim ürün şudur;

LİNK

Ürün, 3.5 İnçlik hard diski 8 TB a kadar desteklemektedir. Eğer sadece laptop kullanıyor yada masaüstü bilgisayarınızda yeterli girişe sahip değilseniz bunu kullanabilirsiniz. Hard diskler, taşınabilir disklere göre daha güvenlidirler. Çalışma prensipleri aynı olsa da, sabit diskleri hiç sorunsuz senelerce kullanabilirsiniz. Ürünün inceleme videosunu aşağıya yerleştiriyorum.


Eğer böyle bir şey değil de, iki hard disk bir arada olsun diyorsanız çözüm daha basit. Buna HDD Docking/istasyonu deniliyor. Özellikle laptop sahipleri bunu kullanmakta. Genellikle Apple ürünleri kullananlar bu tür çözümlere gidiyorlar. Apple, depolama konusunda gereksiz bir pahalılığa sahip bu konuda. 

LİNK
Sadece bir slotu 8 TB'a kadar destek veren istasyonu, ikisiyle birlikte 16 TB'a kadar büyük bir depolamaya sahip olabilirsiniz. Biraz paranoyakça fakat aslında güvence altına alma konusunda iyi bir tercih olan her iki slota da 2 + 2 TB'lık disk alıp, ikisine de yedek yapılabilir. Bu anlamda bir disk bozulsa bile, diğeri bunu kurtaracaktır. Bu önlem biraz daha ciddi işler yapan insanların işine yarayacaktır. Ya da finansal olarak bir problemi olmayan ve arşivlemeye değer veren insanların yapacağı bir sistemdir. 


Toparlamak gerekirse fotoğraf ya da arşivlemek için kullandığınız bilgisayar dışında böyle bir sistem yapabilirsiniz. Ya da bunların dışında eğer masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız, kullanmakta olduğunuz hard disklerinizin depolamasını yükseltebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki hard disk ne kadar çalışırsa o kadar yıpranmaya bir adım daha yaklaşan mekanik aletlerdir. Bu konuda karar size kalmış.


SSD - Katı Hal Sürücüsü (solid state disc) 




SSD, veri depolamak için geliştirilmiş sabit disklerin yerini alan veri depolama aygıtıdır. Mekanik bir sabit diskin maksimum yazama hızı ortalama 150 mb/sn iken SSD'lerde bu hız 560 mb/sn dir. Çalışma prensibi usb flash belleklerle aynıdır. Bu sistemde birkaç tane NAND flash bellek yonga seti ile çalışıyor. Bu yongalar üzerinde yazma ve okuma işlemleri gerçekleştiriyor. Sabit disklerde olduğu gibi mekanik ekipmanlar olmadığı için bu kadar yüksek okuma ve yazma hızlarına ulaşıyorlar. 

Peki ya depolama ve arşivlemek için mantıklı mı?

- Eğer finans olarak bir sıkıntınız yoksa neden olmasın diyorum. Çünkü şuan da 1 TB'lık bir ürün 1500 TL civarında satışa sunuluyor. 350 TL 2 TB sabit disk fiyatından 4 tane alınabiliyor. Yani bir tarafta süper okuma ve yazma hızıyla SSD, diğer tarafta standart hızıyla 8 TB'lık sabit disk. 

Göz önünde bulundurmak gerekir ki sabit diske nazaran SSD'lerden veri kurtarmak daha zor ve pahalılar. Fakat diğer disk çeşitlerine göre sarsılma, çarpma ya da düşürmeye dayanıklı.

SSD konusunda fikrim ise rasyonel bir depolama aygıtı olmadığıdır. Eğer seyahatlere çıkıyor ve laptopunuzu yanınıza alıyorsanız, çekeceğiniz video ya da fotoğrafları aktarma konusunda size yardım edecek bir ürün olduğunu düşünüyorum. Seyahatte ya da gezi de kimse bu tür konularla uğraşmak istemez. Bu yüzden okuma ve yazma hızı yüksek olan 128 ya da 240 GB bir SSD alıp, gezilerinizde yedekleme konusunda gözünüz arkada kalmayabilir. 

Hangi SSD almalıyım?

- Bu soruya verilecek cevabı siz söyleyeceksiniz. Ben sadece size yol göstereceğim. 
SSD dendi mi Samsung gerçekten ön plana çıkan bir marka. Eğer biraz daha uygun isterseniz SanDisk'in ürünleri genellikle kampanya ya giriyor ve 240 GB SSD'i 300 TL civarında alabiliyorsunuz. Bu doğrultu da Kingston'da kayda değer bir yere sahip. Toshiba'yı da unutmamak gerek. WD elements, sabit diskleri kadar SSD'leri o kadar satılmıyor fakat o da bir seçenek tabi ki. Sıralamayı tamamen karma yaptığım için ilk söylediğim en iyi değildir. Firmalar şu şekilde;

Samsung
SanDisk
Kingston
Toshiba
WD elements


HDD ile SSD karşılaştırma



SSD ile HDD'nin iç ekipmanlarını gördünüz. SSD'nin açılış videosunu aşağıya yerleştirdikten sonra karşılaştırmasını yapacağım:


SSD:

Artısı:
Okuma ve yazma hızı,
Sarsıntı, çarpma ve düşürmeye dayanıklı,
Bozulma riski HDD'e göre daha az,

Eksisi:
Pahalı
Bozulduğunda veri kurtarılma oranı çok az


HDD:

Artısı:
Ortalama yazma ve okuma hızı
Yüksek kapasite seçenekleri
Bulunabilirlik
Çeşitlilik
Bütçe dostu
Ortalama oranda veri kurtarılabilir (pahalı)

Eksisi:
Mekanik bileşenler
Sarsıntı, çarpma, düşürmeye dayanıksız
3.5 İnç olanlarının elektriğe ihtiyaç duyması


Eğer hız sizin için ön plandaysa SSD sizin için biçilmiş kaftandır. Hız ortalama ve fiyatı da uygun olsun diyorsanız HDD sizin için daha uygundur. Seçim tamamen sizin.


Flash bellek (flash disk)


Küçükler büyük işler başarır sözü flash belleklerin üzerine ancak bu kadar yakışabilir. Depolama konusunda da artık kayda değer bir yere sahip olan flash bellekler, depolama ya da arşiv için bizim işimize yarayabilir mi?

Usb belleklere 3.0 geldikten sonra bile aslında pek hızlanmamışlardır. Okuma hızı kayda değer bir şekilde artsa da yazma hızı başlarda yükselip, ilerleyen zamanlarda büyük dalgalanmalar yaşamaktadır. Yani 40 mb/sn ile yazmaya başlayan dosya, bir süreden sonra 24 mb/sn hatta 800 kb/sn ye kadar düşebilmektedir. Bunun sebeplerinden biri belleklerin ısınma problemi. Usb 3.0 bunu desteklese bile bellek kendi başına bu yükü taşıyamadığı için yazma hızında dalgalanmalar yaşanıyor. Tabii bu konuda SanDisk yazma ve okuma hızında neredeyse taşınabilir disklere yaklaşmış bulunuyor. 

Flash bellek dendi mi akla ilk SanDisk geliyor. Toshiba ve Kingston'u da unutmamak gerek. Şimdi ise Usb 3.0'dan 3.1 i destekleyen bellekler de piyasa da bulunuyor. Örnek vermek gerekirse:

245 mb/sn Okuma - 190 mb/sn Yazma


200 mb/sn Okuma - 150 mb/sn Yazma

Görüldüğü üzere okuma ve yazma hızları gerçekten çok iyi. Fakat ne kadar depolama ve arşivleme konusunda güvenebiliriz o tartışılır. SSD'ler de söylemiş olduğum gibi, seyahatlerde ya da gezilerde yanınızda yedekleme için bulundurabileceğiniz bir alternatif. 500 gb taşınabilir disk yanınıza alacağınıza 64 gb ya da 128 gb bu hızda bir bellek almanız, yedekleme ve depolama olarak sizi daha rahat ettirecektir. Tabii laptop'u yanınızda taşıyorsanız. 128 GB standart USB 3.0 bellek alacağınıza, 64 GB bu model de bir bellek almanız daha akıllıca olacaktır. Standart belleklerde sürekli dalgalı bir şekilde yazma hızı olmaktansa stabil olarak yüksek hızda yazan bir bellek daha iyi olacaktır.

SanDisk extreme flash bellek'in incelemesini alta yerleştiriyorum:




Online Bulut Sistemleri (cloud)


Buraya kadar anlattıklarımın dışında sadece dijital ortamda da kayıt yapmanız mümkün. Hemde çoğu ücretsiz. Fotoğraf paylaşım sitesi Flickr ücretsiz olarak 1 TB alan sunuyor. İki tane hesap açsan 2 TB online depolama yerin olmuş oluyor. Fakat güvenilirlik bakımından ne kadar iyidir tartışılır. Örnek vermek gerekirse belli başlı bulut sistemi paylaşımcıları şunlardır;

Google Drive
Microsoft One Drive 
Apple İCloud 
Amazon Cloud

Elbette daha farklı bulut sistemi sunan firmalarda vardır fakat ben örnekleme açısından en bilindiklerini yazmak istedim. Kişisel tercihinize göre bunlardan bir tanesini seçip, devam edebilirsiniz. 


Mikro SD Kart (micro sd card)


Depolama da en küçük birimi oluşturan mikro sd karta geldi sıra. Bir önce ki konuda hangi sd kartı seçmeli sorusuna cevap bulmak için yol göstermiştim. Bu yüzden derinlemesine burada tekrar aynı konuları yazmak istemiyorum. Özellikle fotoğraf makinenizi yanınıza aldığınızda yedek olarak bir sd kart taşımanız sağlıklı olacaktır. Sd kartları yedekleme olarak kullanabiliriz. 16 gb bir sd kartınızı, diğer 16 gb kartınıza ya da daha fazla depolama yeri olan karta yedekleme yapabilirsiniz. Durduk yerde sd kartlar bozulmaz. Fakat piyasa da belirli markaların replikaları dolaşmaktadır. Bu yüzden ucuza kaçmamak en iyisidir. Sd kartları genellikle depolama yedeği ve kart yedeklemesi olarak kullanabilirsiniz.

Kartın aşınma konusuna değinecek olursam, mikro sd kartın bir artısı da sadece adaptörün aşınacak olması. Bildiğiniz gibi Fotoğraf makinelerine SDHC - SDXC - CF kartları kullanıyor. Mikro sd kartı adaptör yardımıyla makinenin hafıza kartı bölümüne takıyoruz. Eğer makineden değil, karttan aktarım yapıyorsanız bu hem kart okuyucuya hemde makinenin kendi yerine yerleştirilip çıkarıldığı zamanda aşınma oranı yükseliyor. Bir süreden sonra dişler kırıldığında ya da okunmayacak dereceye geldiğinde sadece adaptörü değiştiriyoruz. Mikro sd kart olduğu gibi kalmış oluyor. Böylelikle kartı değil, adaptörü deforme etmiş oluyoruz.


Telefon İçin Flash Bellek:

Özellikle mikro sd kart desteklemeyen ve sabit bir hafızayla gelen telefonlarda eğer alanınız kısıtlıysa sizi zor duruma getirebiliyor. Dahili hafıza ne kadar dolarsa telefon o denli yavaşlıyor. Bazı durumlarda aktarma yaptığınız yerde kullanılması gereken dosyalarınız oluyor ve buna kolaylıkla ulaşamıyorsunuz. Bunun çözümü, hem taşınabilir, küçük ve kullanışlı telefon için üretilen belleklerdir. 

SanDisk İXpand mini (İphone uyumlu)


SanDisk Ultra Dual Drive Type-C

SanDisk Dual Drive Mikro USB


Toparlamak gerekirse:

Taşınabilir disk, sabit disk (hdd), katı hal sürücüsü (ssd), flash bellek, bulut sistemleri ve mikro sd kartlar. Hepsine derinlemesine girmeden, konuyu çarpıtmadan ve farklı yerlere sapmadan tanıtmak, yol göstermek istedim. Depolama konusunda umarım soruları arttırmak yerine cevaplar getirmişimdir. Depolamak ve arşivlemek konusunda bir disiplin edinin. Yedeklediğiniz dosyalarınızı bir daha işiniz olmayacakmışçasına sağlam bir yere kaldırın ve hayatınıza devam edin. Bu uzun yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonra ki yazı da görüşmek üzere.

15 Nisan 2018 Pazar

Hangi SD kartı almalıyım?

Gereksiz ayrıntılara girmeden direk konu başlığını cevaplandırmak istiyorum. Öncelikle kullanım amacınızı belirlemeniz ve ona göre bir kart sahibi olmanız gerekiyor. Eğer sadece dışarı çıktığınız zaman mekanları ve arkadaşlarınızla fotoğraf çeken birisiyseniz Class 10 formatında bir kart size uyum sağlayacaktır. Peki nedir bu Class 10?



 Tabloda da görüldüğü gibi o sayının altına inmeyen yazma hızını göstermektedir. Yani Class 10 yazma hızında 10 mb/s nin altına inmeyecektir. Kullanım alanınız ne olursa olsun, kesinlikle Class 10'un altında bir kart sahibi olmayın.









Gelelim hafıza kartlarının üzerinde bulunan diğer bir yazılara: SDHC SDXC

SDHC: 2 GB - 32 GB depolama sağlayan kartlara verilen isimdir.

SDXC: 32 GB - 1 TB (şimdilik) verilen isimdir. 

Şimdi ise Sdhc - Sdxc yazısının yanında ki U-I / U-II harflerini açıklayalım.

U-I: Yazma hızı, aynı Class 10 da olduğu gibi minimum 10 mb/s yazma hızı anlamına gelir.

U-III: Yazma hızı 30 mb/s nin altına düşmediği anlamına gelmektedir.

Hafıza kartlarında genellikle bu açıkladığım kısmı U harfinin içinde ki sayı ya da harfle görebilirsiniz.

U harfinin altında ya da bazı kartlarda Sdhc/Sdxc yazısının yanında yazan I-II ise, I: 100 mb, II: ise 300 mb'ları aşan yazma hızlarına ulaştığını göstermektedir.




Genellikle hafıza kartlarının üzerine okuma hızının ne kadar olduğu yazılır. Eğer yazma hızı da kartın üzerinde bulunuyorsa bu, o hızdan aşağıya büyük oranda inmemesi gerektiğini gösterir. Ülkemiz de olmasa da Amerika'da eğer kartlar, üzerinde verilen okuma/yazma hızları gösterildiği sayılara ulaşmıyorsa, markayı mahkemeye verme yoluna kadar gidebiliyorlar. Bu yüzden hafıza kartı ve depolama şirketleri kolay kolay bu oranları koymuyorlar. Bir kaç örnek vermem gerekirse:

 

Hafıza kartlarında genellikle bu markalar ön plandadır. Toshiba, SanDisk, Kingston, Lexar, Sony, Transcend. Bunlardan herhangi birini seçebilirsiniz. Hepsinin içinde yazma ve okuma hızı standart, ortalama ve yüksek modelleri bulunur. Teknoloji bir şans işidir. Senelerce kullananlarda bulunur, bir kaç ay sonra bozulanı da. Bu yüzden Transcend'i alıp senelerce, SanDisc'i de bir kaç ay da kullanabilirsiniz.

Aşağıda yazdığım markaların tüm hafıza kartlarını koymaya çalışacağım. Fotoğrafın altına ise Genel (kullanım) - Orta (kullanım - İleri (kullanım) gibi sınıflandırmalar yapacağım.

Genel (kullanım): Fotoğraf makinesini ara ara kullanan, genellikle arkadaşlarıyla dışarı çıktığında yanında götüren ve bazı durumlarda kullananlar için. 

Orta (kullanım): Fotoğraf makinesini ara ara kullanmaktan ziyade manuel olarak makinenin çoğu özelliğini kullanan, hareketli nesneler çeken, ara ara hızlı çekim modunda kullananlar için.

İleri (kullanım): Genellikle profesyonellerin tercih edeceği, 4k video ve seri çekimler için kullananlar için.

TOSHİBA

Genel kullanım

Orta kullanım + İleri kullanım

İleri kullanım

Genel kullanım
Orta Kullanım + İleri kullanım
Toshiba Air: Gördüğünüz gibi hafıza kartında Wireless bulunan bir karttır. Eğer fotoğraf makinenize kablosuz şekilde bağlanma özelliği yoksa ya da çektiğiniz fotoğrafı direk telefonunuzda görmek istiyorsanız bu karttan almalısınız. 

KİNGSTON

Genel kullanım

Orta kullanım

İleri kullanım


SanDisk

Genel kullanım
Genel kullanım

Orta kullanım + İleri kullanım
İleri kullanım
İleri kullanım

LEXAR
Genel kullanım
Orta kullanım
İleri kullanım

SONY

Genel kullanım

Orta kullanım

İleri kullanım

İleri+ kullanım

TRANSCEND

Genel kullanım

Genel kullanım

Genel kullanım + ileri kullanım

İleri kullanım

İleri kullanım


Örnek verdiğim markaların tüm modellerini koymaya çalıştım. Umarım fazla kafa karışıklığına neden olmamışımdır. Alternatif ne kadar çok olursa, insanın aklı o kadar çok karışabiliyor. Bunlardan herhangi birini seçip, yolunuza devam edebilirsiniz. Tabii ki her markanın kendi içinde bir fiyat politikası vardır. En pahalı ürün en kaliteli ürün değildir. Bazen fiyatının üstünde performans sağlayan kartlarda vardır. 

Açıkçası benim tercihim şu üç markadan yana olacaktır; Toshiba / Kingston / SanDisk

7 Nisan 2018 Cumartesi

Deerekin 9 H Temperli Cam LCD Ekran Koruyucu için Olympus OM-D E-M10 II

Merhaba,

Bu gün AliExpress'den (3.45 dolar) aldığım (link) ekran koruyucusunu tanıtacağım. Bildiğiniz gibi Olympus'un bu modelinin ekranı çevirilip kapatılmıyor. Bu yüzden kılcal çiziklerin oluşmaması ve zarar görmemesi için 0.3 mm kalınlığında 9 H gücünde bu koruyucuyu aldım.


Ürünün içeriğinden ise parmak lekesi olmaması ve camı yerleştirmek için stickerlar çıkıyor. Temizlemesi içinde iki tane silmek için kağıt. Ve bir tarafı yapışkanlı olan temperli cam. Burada ki Back yazısını sağ doğru çektiğinizde yapıştırmaya hazır oluyor ve temizlediğiniz ekranınıza yapıştırıyorsunuz.




Ekran koruyucu temperli camın yapıştırılmış şekli de şöyle;